|
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA)
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının tarihçesi nedir?
İlk defa 1944 ve 1945 yıllarının yaz aylarında Batı Kırım’da, akut kanamalı ateş kliniği gösteren bir epidemi dikkati çekmiş ve “Crimaen Haemorrrhagic Fever” olarak adlandırılmıştır. Hastaların kanlarından ve Hyalomma marginatum adlı kenelerden etken virus izole edilmiştir. Daha sonra 1969 yılında etkenin Zairede akut ateşli bir çocuğun kanından 1956 yılında izole edilen virusla aynı olduğunun gösterilmesi üzerine hastalık “Crimean-Congo Haemorrrhagic Fever” (CCHF) olarak anılmaya başlanmıştır.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının ülkemizdeki durumu nedir?
Türkiye’de ilk defa 2002 yılının ilkbahar ve yaz aylarında başta Tokat, Çorum, Sivas, Amasya, Yozgat, Gümüşhane, Bayburt, Erzurum, Erzincan ve çevresi olmak üzere geniş bir coğrafi alanda ortaya çıkmıştır. Daha sonra Kastamonu, Bartın, Ankara, Balıkesir gibi illerde de vakaların ortaya çıkması ile hastalığın görüldüğü alan daha da genişlemiştir. Hastalık her yıl Mayıs-Eylül ayları arasında görülmekte ve Temmuz ayında pik yapmaktadır. 2002 yılında başlayan salgın halen devam etmektedir.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının etkeni nedir ve etkenin doğal yaşam siklusu nasıldır?
Etken Bunyaviridae ailesinden Nairovirus grubundan tek sarmallı bir RNA virusu olan Crimean-Congo haemorrrhagic fever virusudur. CCHF virusunun temel rezervuarı yabani hayvanlar ve kenelerdir. Etken kenelerin ısırması ile sığır koyun gibi çiftlik hayvanlarına bulaşır. Sığır, koyun, tavşanlar, bazı kuşlar ve kemiriciler gibi hayvanlar enfekte olabilirler. Virus keneler ve hayvanlarda hastalık oluşturmaz. Enfekte kene etkeni transovarian ve trans stadiyal olarak kene popülasyonuna bulaştırır.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı insanlara nasıl bulaşır?
Virus insana temel olarak enfekte kenenin ısırması ile alır. Bunun dışında; viremik dönemdeki enfekte hayvanın kan ve dokuları ile temasla da bulaş olabilir. Bu açıdan veteriner hekimler, kasaplar ve hayvanlarla uğraşanlar bulaş açısından riskli grubu oluştururlar. Ayrıca kenelerin bulunduğu alanlarda çalışanlar, piknik yapanlar, avcılar vb bulaş açısından risk altındadırlar. Bu hastalara bakım veren sağlık çalışanlarına da hastanın kanı, enfekte doku ve sekresyonları ile temas ederek bulaş olabilir. Sağlık çalışanlarına bu tip bulaş bildirilmiştir.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı Dünya’da nerelerde görülür?
Dünya’da; Balkanlar, Asya, Orta-doğu, Hint yarımadası, Afrika gibi bölgelerinde görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü KKKA açısından dünyadaki risk haritasını çıkarmış haritada risk altındaki bölgeler sarı, virus izole edilen ülkeler ise kırmızı noktalarla işaretlenmiştir.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi virusu nasıl hastalık oluşturur?
Hastalığın inkübasyon süresi etkenin giriş yoluna göre değişir. Kene ısırması ile alındığında inkübasyon süresi 1-3 gün, enfekte kan ve dokularla temesla alındığında ise 3-13 gün arasında değişmektedir. Hastalık temel olarak hematopoietik sistemi, kas ve retiküloendotelyal sistemi etkilemektedir. Bunlara bağlı olarak da lökopeni, trombositopeni, cilt ve mukozalara ait kanamalar, kas ve karaciğer enzimlerinde yükseklikler görülür.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığının Klinik bulguları nelerdir?
Hastaların yaklaşık %90’ı hafif bir klinik seyir gösterir. Ateş, halsizlik, kas ağrıları, baş ağrısı, iştahsızlık, bulantı, kusma bazen ishal gibi belirtiler olur. Yine hastaların bir kısmında özellikle trombositopenisi derin olanlarda veya hemostaz panelinde bozukluk olanlarda mukozal ve cilde ait kanamalar olabilir. Dişeti kanaması, burun kanaması, GIS kanama, genitoüriner sistem kanamaları, beyin ve batın içi kanamalar görülebilir. Daha ağır seyirli olan %10 kadarında yukarıdaki bulgular daha şiddetli olur; kanamalar daha ön planda, özellikle GIS kanama ciddi boyutlarda olabilir. Şuur değişiklikleri, ajitasyon, konvülziyon, ARDS tablosu, DİK tablosu, böbrek yetmezliği ve koma ile ölüm gelişebilir.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının laboratuar bulguları nelerdir?
Hastalarda ortak olarak görülen laboratuar bozuklukları temel olarak etkilenen sistemlerle ilgilidir. Hematopoietik sistem tutulumuna bağlı olarak trombositopeni, lökopeni, sıklıkla görülmekte, kanamaya bağlı olarak anemi görülebilir. Karaciğer tutulumu sonucu transaminazlarda yükselme, hiperbilirübinemi, aPTZ uzaması gibi hemostaz parametrelerinde bozulma, GGT, alkalen fosfataz gibi staz enzimlerinde yükselme görülebilir. Ayrıca LDH yüksekliği ve kas enzimleri olarak da CK ve AST yüksekliği ön planda olmaktadır. Hastalığın ağırlığı ve böbrek tutulumuna bağlı olarak idrarda hematüri, proteinüri gibi bozukluklar yanında üre ve kreatinin yüksekliği görülebilir. Başta Na ve K olmak üzere elektrolit dengesi bozulabilir. Terminal dönemde ARDS ve koma durumunda kan gazlarında bozukluklar ve DIK göstergesi parametrelerdeki bozukluklar tabloya eklenir.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kesin tanısı nasıl konur?
Öykü, uygun klinik tablo ve yukarıda bahsedilen laboratuar bulgularının yanında hastalığın spesifik tanısı; ELISA ile serumda antikor aranması, akut dönem serumunda PCR ile virusa ait RNA araştırılması ve hücre kültürü ile yapılabilir. Bizim ülkemizde tanıda Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı Viroloji laboratuvarında ELISA ile IgM ve IgG antikorlarının aranması ve PCR ile RNA aranması yöntemleri kullanılmaktadır.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının tedavisi nasıldır?
Ribavirinin in-vitro olarak KKKA virüsüne etkili olduğunun gösterilmesi üzerine KKKA hastalığının tedavisinde de kullanılmıştır. Ribavirinin etkinliği ile ilgili kontrollü çalışma yoktur. Ancak tedavide başarılı olduğuna dair anekdotal yayınlar mevcuttur. Bu noktadan hareketle Türkiye’de de KKKA’lı hastaların tedavisinde oral ribavirin kullanılmaya başlanmıştır. Ülkemizde yapılan çok merkezli bir çalışmada oral ribavirin kullanan hastalarla kullanmayan hastalar karşılaştırıldığında oral ribavirinin mortalite üzerine etkisinin olmadığı görülmüştür (Henüz yayınlanmamış veri).
Dolayısı ile tedavinin esasını destek tedavisi oluşturmaktadır. Trombositopeni tedavisinde trombosit replasmanı, aPTZ uzamasına yönelik olarak taze donmuş plazma replasmanı, anemiye yönelik tam kan veya eritrosit süspansiyonu verilmesi, böbrek yetmezliği gelişirse hemodiyaliz, elektrolit dengesinin korunması, gerektiğinde mekanik ventilasyon gibi. Ayrıca hastaların ağrılarına ve ateşinin düşürülmesi yönelik destek gerekir. GİS kanamaya karşı enteral beslenmenin kesilmesi, H 2 reseptör blokerleri ile midenin korunması, parenteral beslenmenin sağlanması, gerektiğinde sedatize edilmesi gerekmektedir.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığında ölüm oranı nasıldır?
KKKA hastalığının ölüm oranı yaklaşık %10 civarındadır.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığından korunmada nelere dikkat edilmelidir?
1- Genellikle hava yolu ile bulaşmadan bahsedilmemektedir. Ancak hasta ve hastanın sekresyonları ile temas sırasında mutlaka üniversal önlemler (eldiven, önlük, gözlük, maske vb.) alınmalıdır. Kan ve vücut sıvıları ile temastan kaçınılmalıdır. Bu şekilde bir temasın söz konusu olması halinde, temaslının en az 14 gün kadar ateş ve diğer belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir.
2- Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut sıvıları ile temas sırasında da gerekli korunma önlemleri alınmalıdır.
3- Kene mücadelesi çok önemli olmakla birlikte oldukça zor görülmektedir. Keneler yumurta dönemleri hariç diğer biyolojik evrelerinde insanlardan kan emebilir. Hem mera keneleri hem de mesken keneleri gelişmelerini sürdürebilmek ve nesillerini devam ettirebilmek için konakçılarından kan emmek zorundadırlar; genel olarak da konakçı spesifitesi göstermezler. Coğrafik bölgelere ve türlere göre değişmekle beraber, KKKA’yı bulaştıran Hyalommacinsi keneler genel olarak nisan ve ekim aylarında aktiftirler; salgınların bu dönemlerde görülmesinin sebebi de budur. Bu nedenle öncelikle konakçılar kenelerden uzak tutulmalı ve kenelerin kan emmeleri engellenmelidir.
4- Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması gerekmektedir. Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunulması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli; vücuda yapışmamış keneler dikkatlice toplanıp öldürülmeli, yapışan keneler ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan alınmalıdır.
5- Piknik amaçlı olarak su kenarları ve otlak şeklindeki yerlerde bulunanlar döndüklerinde, mutlaka üzerlerini kene bakımından kontrol etmeli ve kene varsa usulüne uygun olarak vücuttan uzaklaştırmalıdır. Çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi yerlere çıplak ayakla veya kısa giysilerle girilmemelidir. Mümkünse riskli bölgelerde piknik yapılmamalıdır.
6- Orman işçileri gibi bölgede bulunmaları zorunlu olanlar lastik çizme giymeleri veya pantolonlarının paçalarını çorap içine almaları koruyucu olabilmektedir.
7- Hayvan sahipleri yerel veterinerlik teşkilatı ile ilişkiye geçerek hayvanlarını kenelere karşı uygun akarisitlerle ilâçlamalı, hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkân vermeyecek şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalıdır. Kene bulunan hayvan barınakları uygun akarisitlerle usulüne göre ilâçlanmalıdır.
8- Gerek insanları gerekse hayvanları kene enfestasyonlarından korumak için repellent olarak bilinen böcek kovucular dikkatli bir şekilde kullanılabilir. Repellentler sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilir. Aynı maddeler hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca, bu maddelerin emdirildiği plâstik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir.
9- Son yıllarda, kene popülâsyonunun kontrolünde biyolojik yöntemlerin kullanılmasına ilişkin çalışmalar da yürütülmektedir.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığına karşı aşı varmıdır?
KKKA hastalığına karşı bu gün için insanlarda kullanılan bir aşı yoktur.
İnsan vücuduna yerleşmiş olan keneler nasıl çıkartılmalıdır?
· Tüm vücut kene yönünden kontrol edilmelidir. Yine risk altındaki kişilerin, sık aralıklarla kene yönünden vücut muayenelerini yapmaları önemlidir.
· Kene varsa bir cımbızla, kenenin deriye yapıştığı yerden tutulup sağa sola oynatılarak çivi çıkarır gibi çıkarılmalıdır.
· Vücut üzerindeki keneler öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır.
· Keneleri vücuttan uzaklaştırmak amacıyla üzerlerine sigara basmak veya kolonya ve gazyağı dökmek gibi yöntemlere başvurulmamalıdır.
· Kene vücuttan çıkartıldıktan sonra, ısıırk yeri su ve sabunla temizlenmeli ve daha sonra antiseptik ile silinmelidir.
· Hangi tip kene olduğunun öğrenilmesi için, kene cam tüpe konularak konu ile ilgili kurumlara gönderilebilir.
· Kene vücuttan ne kadar kısa sürede çıkarılırsa hastalık riski de o kadar azalmaktadır.
Linkler
|